14/2/2009 · Kategori: Edebiyat Katkıları
(Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Anlam arayışı ile "aşk" arayışını karıştırmışlar bireyinden, toplumuna gidenler olmanın gerekçesi; gerçeğimizi tuzak, aklımızı da ondan epeyce bir uzak bilmektir !..
Bilgiyi, ilgiyi ve sevgiyi hiç anmıyorum.. Erişmediğine “murdar” diyen güzel ama, bir o kadar da cahil olmak hali ilkeli değil, ilkel insan kalıplarına daha yakındır.
Demek ki; fiziken güzellik kimi ve çoğu zaman yetmiyor !.. Görüntü küsürattır o zaman !
Görüntü söyledik ya? Gözlem, biçem durum/dizge verilerinden biridir, bundan fazla önemsemiyoruz !
Akıl ve gerçek deyince ise: Ölçüt bilineni ve ölçülen bütününü, doğru veya yanlış konum ve durumda olmasına göre, ayrı ayrı sorgulamak gerekiyor mutlaka?
Anlamın eylemi ile "aşk"ın dili, ne denli farklılaşır ve ne denli çelişirse görüntü; istismar , öz; istihzazdır..
Öyleyse örtüştürmek veya bileşim yapmak çıkarsamalı bir düz mantıklada bak(a)mıyoruz, diyalektik ve diyalekt arıyoruz.
İstismar ; her hangi bir durumda konumladığınız kişiyi "kuruyemiş" tanımlayarak, yerin dibine indirgemektir! İstihzaz ise; kuruyemiş ve eğlencelik kadar "garip" anlamı yüklediğiniz bu garibanı, henüz (mecaz iken) yemeyi düşlediğinizde aldığınız "haz"zın Osmani lisandaki söyleyişidir !..
Bu aşk filan değildir ! Aptal ve çıkarcı aşk belki, sevginin gerçeğini sorguluyoruz oysa !
İnsanımsı veya insan takliti yapan biçimselliğinde bir önerme olarak anlayabilirsiniz, ikisi arasındaki farkı... İnsan mı peki ? Hiç sanmıyor, ummuyor ve de beklemiyorum artık !
İ - n - s - a - n - ı - m - s - ı . . . Kesinlikle böyle evet !
Ki; "haz" ve "an" toplamında yaşayıp, bileşiminden; anlamı hep "haz/an" sürecinde yaşamak olarak bilmiş, karikatür veya müsvette olmuşluk hali belki de !
Ölçü(t) koyucu ve ölçülen tamı gibi düşünürsek, kabul edilen kavramın akliliği veya kalbiliği sizi, anlam ve "aşk" üzerinden -algısal sevgi-, gerçek üzerinden ise -kavramsal saygı- tanımına götürecektir.
Bundan sonrası; -değişmek farkını yorumlama biçimi ile dönüşmek çelişkisini görebilmek- sağgörüsünden öte olamıyor.
Üzücü olan, işte tam da bu kısımdır !..
Anlamını arayan sarkaç, nelerin arasında salınır durur peki ?
Aşk dediğiniz o embesilliğin "a ş k"ı, her neyse ki; gerçekten ona benzesin ?! Özgür ve insan veya kendini köle ve böcek gibi hisseden insanımsı farkı ve şekliyle anlaşılmasını kastediyorum ?
Aşk, bence gerçek ve saygılı sevgidir. Özgür/insan tanımında olanların yaşayabildiği zamanlar ve de mekanda vardır.. Köleler ve böcek hissinde yaşayanlar kendini kandırmasın, onların aşkı olmaz !..
Marazi beynin ucube ve garibe "aşk" hastalığı; kalbe beyin, beyne kalp eklemeyi öneren ve de bunu normal bilen emperyal moronların isteğidir!
Marazi akli ve farazi kalbi bir gönül insanı tanımlıyoruz. Tanımlamak; düşünebilmek dizgesinin ilerici bir elamanıdır.
Bu tiplerde sağlıklı olmak verilerini aramak, yine bu gerekçelerle karışmışlığın makulu olup, mantıksız şeyler istemeye benziyor…
Hayatın anlamı: Bölümsel insan önermelerinin birinde takılıp kalanlar için, belirsizliktir... Kimbilir ve belki de, en cevabı bilinen sorulara, -sorular sormak- zavallığıdır belirsizlik !
Ülke sömürgeleşirilirken, ülke bireyleri de beraber sömürgeleştirilir. Bunu birbirinden ayrı düşünemiyoruz.. Böyle düşünen açık düşmüş haldedir, kendine dikkatli baksın öneriyorum!
Bu, çok düz mantıkta ve herkesin kolayca göreceği bir "göreceli" gerçektir oysa... Sömürge tipi insandan, işbirlikçileri bir yana koyarsak, sömürge tipi anlam ve sömürü tipi "aşk"lara gelebiliyoruz.
Durumumuz bu, konumumuz buna çözüm bulamamışlğın halidir!.. Bu haldeki insan tanımlayabilir mi peki? Konum/durum/tanım dizgesini oluşturmaya çabalıyorum.
Tanımlama güçlüğü çektiğimizin farkında mısınız? "Belirsiz", tanımsızdır savlıyorum!
Cevaben ve devamen: Demek ki ‘anlam arayışı ve aşk arayışı’ karışmıştır. Karışımdan mamül /ürün ’yaratık’ olarak ise; beynin boklaşması ve yüreğin tezekleşmesi önermesinde bulunuyorum!
Diğer vücut bölümleri boşaltılmış ve içi samanla doldurulmuştur !..
Hani av hayvanlarını gösterişli biblomsular halinde dolduruyorlar ya? Onlarca benzetebiliyorum.
Saman, bok, tezek ve de dolgu biblomsudan mamül yaratık insan...
Bu tür/türev yaratık insanımsı için böyle bir dizge, bence ve çok mantıklı bir dizgedir öyleyse!
Hey aptal ve akılsız "aşk", geldinse üç kere tahtaya vur!..
Bunca anlamsızlık, böceklik ve insan tanımı dışına çıkılmışlıkda, beni nasıl ve ne kolay yaşatabiliyorsunuz diye sor en azından!..
Öyle ki; istismar ve istihzaz sen de barınıyor olmasın, anlayan anlasın!..
Demek ki neymiş? Köle ve böcek koşut/ boyutunda yaşayıp hissedenler "aşık" olamaz..Bu sömürge tipi aşık ve aşkın arz-ı halidir !
Öyleyse "aşk" değildir, ağlama(k)dır bu!..
Kendine acı vermek, karşısındakine en büyük aşağılamayı yapmak halidir!
Hey "a ş k", her nerede isen gel ve üç kez tahtaya vur !..
İnsan tanımında, akıl/kalp/ vicdan bütünseli(ği)nde salınıp duran bir sarkacın, arayan anlamı olarak!..
-Yirmi dört/Ocak/İki bin dokuz/Ankara-
Göktürkmen
Ahmet Kutlu Ayyüce
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazılmıştır
Yazan:elif sezin | Tarih: 3/5/2009Konu: .....
'Abdülhak Hamid kendisinden 40 küsür yaş küçük Lüsiyen'ine yazdığı mektuplara "bahar-ı ömrüm diye başlıyordu;
"bahar-ı ömrüm....
aşk, bir maniadır ki,
ya aşmak veya tahrip etmek lazım...
yahut da huzurunda kalmak ve yok olmak..."
biz tahrip ettik o maniayı, huzurunda kalmanın bedelini göze alamadığımızdan...o yüzdendir ömrümün baharı diye başlayan mektuplar almamamız nicedir...sevdiğine "yüreğim" diyen o tılsımlı zerafeti yitirdiğimizden beridir burkulmaz oldu yüreğimiz bunca nefretin karşısında, gözyaşlarımız gücünü kaybetti...............'
biraz aşk, biraz eleştiri, biraz isyan belki...Can Dündar'ın kaleminden...ben çok severim, dostluğumuza paylaşım olsun istedim...
sevgiler....
Teşekkürler sevgili Elif; saygı ,sevgi ve dostlukla...
Düzenleyen istiklalitamturkiye gün: 18/5/2009 saat: 23:03
Bağlantı » »