8/11/2009 · Kategori: Dusunce ve Duygular
BABANNEMiN SAF ve SEME KEDİSİ : Bizim oralarda tahıl tarımı yoğun olarak yapılır. Bu nedenle de buğdayın mamül ürünü bulgur, çokca kaynatılır. 
(Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.
Öykümüz, bulguru kaynatmamıza yarayan "bulgur kazanı" tabir ettiğimiz edavat ve onun (yani bulgurun) kaynatıldığı, derme çatma taşlardan kurulmuş, ocak üzerinde durmasına yardımcı kalın demir parçasının, bulguru kaynatma esnasında ve haliyle aşırı ısınması ile ilgilidir.
Bulgur kaynatma işlemi bittikten saatler sonra soğur ancak, bu demir parçası...
İşte fıkra gibi olay/hikaye burada başlıyor, babannemlerin yöre deyimiyle "saf seme" (birazcık saftirik ve aptalca demek) tabirli kedisinin, küllenmiş olan ocak üzerindeki bu demire (soğudu sanarak) basması ve canhıraş bir feryatla " miyavvvvvvvvvvvvvvv !" lamasından sonra da devam ediyor!...
Bu olaylar olurken habersizim, olay anında ben yokum yani... Neyse, meydana gelmiş olan, bizim bu "saf seme" kedinin ayağını yakması durumlarından bihaber babannemlere gelmişim...
Bir acık(mış)tım sormayın gitsin ! Geçmiş gün doğru mutfağa tabi bendeniz, bir şeyler atıştıracağım, başladım işte buzdolabını karıştırmaya, ne bulursam artık... Bu arada gözüm, mutfak balkonunda her zaman yaptığı gibi uzanarak güneşlenen kediye ilişti...
O da ne ?! Kediler patilerini yala(nı)rlar ya hani, o da öylece uzanmış patilerini yal(an)ıyor...
Ama bir gariplik var sanki hayvancağız da !!!
Patilerini yal(an)ıyor yalanmasına da bizim kedi, fakat; dikkat çekecek derecede ağzı köpürmüş, bizim "saf seme" kediciğin !.. Pür dikkat kesildim, evet evet kesinlikle öyle !
Ben, gençlerin tabiri şakınlık ifadesi söylemi ile aynen " donkkkkkkkk !"...
N’olmuş ya buna ? Niye ağzı köpürmiş bunun ki ? (kendi kendime söyleniyorum.)
Düşünebiliyor musunuz ? Ağzı köpürmüş bir kedi görmüşsünüz, kedi :/
Öyle ya, ne oldu acaba ? Kudurmuş filan mıdır acaba hayvancağız !
Sonra, şaşkınlık ve panikle, içeride olan babannemin yanına koşturdum !
-Babanne, babanne, var ya, sizin bu kedi kudurmuş galiba ya ! Vallla billa ağzı köpürmüş bunun be, gelip baksana bir şuna !?
Benim içeri girip ve bunları söylememle maviş, tombiş babannem benim, gülmeye başladı. Ama nasıl ve ne biçim gülmek öyle !
Ben de onun gülmesine bilinçsizce sırıtmak, şaşırmak arası bir halet-i ruhiye ile, saf saftirik soruyorum:
-Babanne ne güldün ki ya ? Kedi diyorum, sizin kedi be; kudurmuş, kudurmuş ! Gel bak inanmazsan, valla, balkonda işte !
Ağzının kenarları köpürmüş, ya gel de bak şuna bir ?
O, hala inanılmaz kahkalarla gülüyor, bir yandan da anlatamaya çalışıyor bana;
- Benim uyuz torunum, yok yok, kudurmadı o kedi, merak etme sen, "saf seme" ya zaten birazcık o hayvan... Git sen; bulgur kaynattığımız kazanın altındaki demiri soğuk san, üzerinde gezeyim de.. Ve tut, ayağını yak !
Hadi ya, gerçekten mi ? Tam saf seme canım bu sizin kedi de :)
- Eeee sonra !
-Ben de ayak yanığının acısını alır diye tutup "diş macunu" sürdümdü, demek ki patilerini yalayınca macun köpürmüş, ondandır o ?!
:)))))
Nasıldı ama?
Birtengri rahmet ve mekanını uçmağ etsin, Hakka yürüdü babannem (biz ebe deriz.)
Türk aklı valla, Türk aklı işte!..
Gül Allahım gül !..
Çok vakit önce (bir on beş yıl vardır en azından olalı) meydana geldi bu olay. Babannem ve ben epeyce bir zaman bu kediyi görünce, hınzırca göz göze gelip, sonra basardık kahkahayı...
Umarım hep severek ve gülümseyerek hatırladığım bu anı/öyküyü, sizler de beğeni ve gülümsemelerle okursunuz !
Saygı ve esenlikle.
Ahmet Kutlu Ayyüce
Temmuz/2oo8
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır