20/10/2009 · Kategori: Elestiri ve katkilar

Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.





EDEBİYAT ve OTORİTE ÜZERİNE:


Ezilmişliğin bin yıllık acı iniltilerini çıkaran Doğu kafası, yine düşünme organını kâlp olarak belirtip gitmiş. Mana derken, anlam demeyi zül addetmiş. Bu kadar savruk ve dağınık... Dayanakları bölümsel, yani dinsel bakış, ötesini bilemiyor.

Hep söylüyorum kızıyorlar; insan kalp değil, kâlp sahibi olmalı diye… Kalp edebiyat, kâlp/b(i) edebiyat değildir, demek ki !

Edebiyat'ı üst yapı bir dinsel dayatma ve doğmalar bütünü olarak önermiş. Bilmiyor ki, bütün parçalardandır veya bölümler bütündendir. Dinsel söylemliliğinde bir toplumsal yapısı ve bu içeriğinde bir sınıfsallığı var, düşün(e)mez, bence işine gelmiyor... Birileri onun adına düşünmüştür, bunu yeterli ya da kâfi görür veyahut, bilemiyorum artık...

Mesela, hep getirip getirip dayadığı dinsel sembol ve olaylardaki sınıfsallığı görmez, az Edyaniyat ( Dinler Tarihi) bilse bunları yazmayacak !

Neden Birtengri'nin Saygın Elçisi Muhammed Yalavaç: Kureyş'in en yoksul ve karabudun aşireti olan "Haşimi" kabilesinden çıkmıştır? Buradaki hikmeti, "mana"yı, anlamı anlamaz, anlamaya zahmet buyurmaz !

Bakar mısınız bana, neler de diyorum "anlamı" anlamak... Güzel bir önerme olur bundan sanırım.

Yine, niye O'ndan ( peygamberden) sonra gelen Hilafe-i Raşidin dizgesindeki ilk üç kişi, Kureyş'in daha üst sınıfsal yapılardan gelmiştir? Buna bağlı olarak Hz. Osman ve Muaviye çizgisi ile ayrışmış, bölünmüş, sunni ve şii İslam'a sebebiyet vermiş El Ümeyye veya Emeviye ile Hz. Peygamber- Hz.Ali çizgisindeki El Haşimiye arasındaki sınıfsal çelişkiyi görmez, belki de göremez, kimbilir?

Niye Hz. İsa'sı, Hz. Musa'sı hep ezilmişlerden seçilmiştir. Niye Birtengri dinleri hep zalimlere ve ezenlere haddini bildirmek için indirmiştir?

Herşeyi manadır. Tekildir, bölümdür... Ama ben sanmıyorum ki, basit çöl urban estetiği ile tüm dünyayı ve olanı biteni açıklayabilsin...

Oysa, "mana" dizgenin öncül bir elemanıdır. Önemliliği; bulunduğu dizge veya sıralamadaki, kendinden evvel ve sonra gelen elemanlarca belirlenir.

Ben, oturup önemli ile öncül arasındaki soyutluk ve somutluğu dahi -düşün-sediğini sanmıyorum, kuvvetle muhtemel -duyum-samayı yeterli görmüştür.

Anam/atam böyle yapardı, bu nedenle ben de öyle yaptım yaklaşımı ise, kendilerine uygundur: Nakli ve taklidi Eş’ari şafiliğin edebiyata yansısını vurgulamak istiyorum. Annem makarnayı böyle yapardı, öyle yapmalı (mı) , şehyhim, pirim bunu böyle yapardı, yapmalı (mı) ya da üstad bunu böyle yapardı, hadi yapalım gibi bir muâllak sonuçlamada bırakılmışlığı da, bendeniz bu kadar açıklama yapılarak bırakıyorum izninizle...

Yeterli midir peki? Düşünsenince ve duyumsanınca çıkacak sonuçlar farklı gibi görünüyor ?

Kuralları ihlal etmeye veya bazı şeylere isyan ederek değiştirme (inkılap/devrim demektir) meselesine gelince ? Keşke bunu yapabilseydiniz; ama bu doğal, dinsel, sosyal, tarihsel ve edebi yasaların dizgelerini hiçe saymak mıdır peki ?

Bu konu, üzerinde önemle düşünmeden verilecek bir isyankâr tepkinin, arabesque edebiyatı basitliğinde de değildir, öyleyse...

Edebiyat sadece ve her şeyi "mana" ya indirgemek değildir, hiç bir şey de; tekil öncüllük ve önemsemelikte değildir... Yine hiç bir şey; bölümden ibaret sanılmamalıdır, bölümler diğer bölümlerle birlikte bütünselliğe erer. Tam(am)lanırlar.

Demek ki,  düşünsel dizge elemanı olan "mana" ya da anlamın, dahil olduğu düşünsel dizge sıralamasındaki, kendinden önce ve sonra gelen bütünselleyici diğer dizge elemanlarına da bakmalı !

Demek ki, dinseli sadece üstyapıcı bir kıssa-hisse edebiyatçılığı sanmamalı !

Dinselinde içinde bulunduğu toplumbilimsel dizgenin temel/çelişki elemanı olan sınıfsallığa da bakılmalı, zamanemiz asal/çelişkisi olan ulusallığa da bakılmalı !

Hepsinden önemlisi, Edebiyat'ın bütün anlamlardaki toplumsal amacını ölçütlerken, bütünsel olarak taklitçi ve sömürge tipi mi, yoksa özgün ve özgür bir içerikle vucut bulmuş bir durum ve konumda olup olmadığına bakılmalı !

Ondan sonra "allame-i cihanlık" ile "kamus-u ahkâm"lıklar eylemeli...

 

Ahmet Kutlu Ayyüce
Göktürkmen
Ekim ikibin dokuz

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »