7/3/2009 · Kategori: Turkbilim,Halkbilim
(Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. 
Saz Kültürü ve Kültür Emperyalizmi
Bir an bile olsa Türk’le birlikte olma
Türk eline şeker alsa o şeker zehir olur.
Türk’ün başını keserken sakın gam yeme
Baban da olsa Türk’ü öldür.’’
(Hafız Ahmet Çelebi-1499)
‘‘Fuzuli, gökten yere insen sana yer yok
Yürü var gel, ya Arap’tan ya Acem’den’’
(Fuzuli (1480-1566))
Aynı dönemlerde yaşamış iki şairden biri (Ahmet Çelebi) Türk’e sövüp ağzına geleni söylerken, alevi türkmen aşıklarından diğeri (Fuzuli) diline ve töresine sahip çıkmış, Arap ve Acem hakimiyeti yaptığından dolayı Osmanlı’ya sitem etmiş, yöre yöre gezerek halkı biliçlendirmiştir. Alevi dedeleri ve bektaşi babaları Türkçe ibadet yaparak örf ve adetlerini günümüze kadar yaşatmışlardır.
Aslında bu örnekleri çok daha eskilere götürmek mümkün. Selçuklu ve Osmanlı döneminde, özellikle dilde etkisini gösteren Arap ve Acem özentisi, dilleri bile kesilmesine rağmen, Türkmenleri öz benliklerinden koparamadı. Türkmenler, başta kopuz (saz) ve şiir olmak üzere eski şaman geleneklerini ve göçebe kültürünü günümüze kadar, aşağılanmalarına ve sürülmelerine rağmen, sürdüregelmişlerdir.
Köşeye sıkıştırılsa dahi daha da zenginleşen, her türlü yabancı etkilerle yok etme politikalarına rağmen ayakta dimdik durmayı başarabilen topluluklar ulusal kültür bilincine sahip çıkan topluluklardır.
Saz taşıyanları vatan haini ve sazı da kırsal kesimin aksesuarı olarak gören insanlarımız, seksenli yıllarda en büyük milliyetçi olarak kendilerini ifade ederken, aslında kendi öz benliklerine ihanet ediyor, yaklaşan kültür emperyalizmine davetiye çıkarıyorlardı.
Günümüzde saz (bağlama) taşımayı kendine yakıştıramayan yaşını başını almış insanları görünce, gençlerin bunu yapmasını artık doğal görmek lazım. Belki bu durumu, kendi ulus bilincine yabancılaştıran popülist, reklam ve magazin çağının gençlere sunulan malzemesi gereği, belki de geçmiş yıllardan kalan saza ve saz taşıyanlara karşı bilinç altına yerleşmiş yanlış dogmaların aileleri ya da büyükleri tarafından halen gençlere yanlış aksettirilmesi olarak görmek gerekir.
Ama nerden bakarsanız bakın kültür emperyalizmine hizmet ettiği kesin. Saz diyorum sürekli. Çünkü saz kültürü Türkmen kökenli şaman kültür geleneğinden gelmesine rağmen, günümüzde farklı etnik unsurları bir arada tutan, ulusumuzun ortak kültürü haline gelmiştir.
Dil, din, ırk ve etnik köken gözetmeksizin enstrumantal (sözsüz) ve sözlü müzikal verilerin tamamı (Türk halk müziği) ülkemiz halkının ortak duygu ve düşüncelerinde birleşmiş, bütün bunlar ortak dilimiz olan Türkçeyi kullanarak saz ile icra edilmiştir.
Yabancı ulusların kendi amaçları doğrultusunda başka ulusları (kültürlerini kullanarak) hegomanyası altına almasına karşı ulusların ayakta kalabilmesinin en önemli öğesinin, dil, din, müzik, örf ve adetleri gibi birikimlerinin tamamı olan kültürüne sahip çıkması gerektiğini bunu da sazı (müzik) örnek gösterek anlatmaya çalıştım.
Tabiki günümüzde kültür emperyalizmini gerek din misyonerleri tarafından dini kullanarak gerek inglizce dilini gereğinden fazla yayarak gerek aşırı yabancı müzik pompalaması ve gerekse internet ve cep telefonu teknolojisinin dili etkisizleştirmesi (kısa mesajlarla) şeklinde görmekteyiz.
En acısı da kendi halk kültürüne, sazına, türkülerine yabancılaşan insanlarımızın yabancı etkisi dahi olmadan kültür emperyalizmine hizmet etmesidir. Kültür emperyalizmine karşı nezaman ulusal bir duruş sergilenecek? Bu hizmeti daha nekadar devam ettirecek yurdumun insanları? Kaynak bilgisi: stratejikdusunce.com/serhat-tomur/kultur-emperyalizmine-karsi-ulusal-bir-durus-saz-kulturu/
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
3 yorum yazılmıştır
Yazan:elif sezin | Tarih: 11/5/2009Konu: ......
çok sevdiğim bir şiiri paylaşmak istemiştim, oysa hala dizelerin önünde yürüyor şairin etiketi....üzünç....
yazınızı okumadım, bu yorum yazınıza değil yazıya gelen yorumadır! bayrağı indirtmeyen, vatanı böldürtmeyen, ülkeye 5 bin şehit verdiğini ifade eden yoruma yorumdur!
ben şiiri şiir olduğu için severim, hitap ederse severim...Afşar Timuçin de okurum,Nazım Hikmet de...oysa ...ne ise...üzüldüm...benim beğendiğim için yazdığım şiiri yayınlamayıp bu şahane yorumu yayınlayabilmenize sessiz kalamadım! rica ediyorum bunu da yayınlamayın Kutlu, malum ülkücüler kırılabilir! mazallah onlar kırılırsa vatana millete kim şehit verecek!!!
saygı...? herşeye ragmen,yalnızca size....
Değerli Elif, alttaki yazı yorumsuz yayınlandı. Teşekkürler.
Düzenleyen istiklalitamturkiye gün: 18/5/2009 saat: 07:34
Bağlantı » »
Yazan:isimsiz | Tarih: 28/3/2009Konu: BAYRAĞI İNDİRTMEYEN!VATANI BÖLDÜRTMEYEN!TÜRKİYE İÇİN 5 BİN ŞEHİT VEREN ÜLKÜCÜLERDİR!.
Bunları Biliyormuydunuz...
--------------------------------------------------------------------------------
Ülkücüler insanlık alemi icinde ne uşak olmayı ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen.Şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.Sizlere kolay bir başarı vaad etmiyorum.Kısa zamanda bir iktidar umanlar bizimle yola çıkmasınlar.Yolumuz uzun ve çetindir.Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri tehditler ve daha bir yığın engel çıkacaktır.Bu çetin yolda dayanabilicekler bizimle gelsinler cesur olanlar kuvvetli olanlar gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar.Dava adamları o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde yaşayamazlarsa o davayı bir adım ileri götüremezler.
Alparslan TÜRKEŞ
Türk islam davasının 22 yaşındaki ilk şehidi Ruhi KILIÇKIRAN'ın yetim olduğunu 4 ocak 1968 de Ankara Site Yurdu Katinin de iftarını açtıktan sonra hemen şehit edildiğini biliyormuydunuz...
17 Mart 1978 tarihinde Ömer BAYRAKLAR Salih ULU Bahri BİLGİN Cevat KOCA Sinan KOCA isimli 5 ülkücü işçinin aynı anda dev-yol militanları tarafından katledildiğini. Ümraniye de oturan bu ülkücülerinin hepsinin de Giresunlu olduklarını Sinan ile Cevat’ın kardeş olduğunu Sinan KOCA'nın henüz 10 günlük bebeği olduğunu biliyormuydunuz...
18 Eylül 1879 tarihinde Adana da 6 ülkücü öğretmenin arkalarından ateş açmak süretiyle şehit edildiğini ve bu öğretmenlerin katillerinin hala yakalanmadığını biliyormuydunuz...
8 Haziran 1970 tarihinde şehit edilen Yusuf İMAMOĞLU'nun yapılan otopsi sonucu 36 saattir yemek yemediğini şehit edilmeden önce okulun arka bahçesinde bulunun ağaçların altında son namazını kılan İMAMOĞLUN'UN cebinden 35 kuruş çıktığını biliyormuydunuz...
23 Kasım 1970 yılında ülkücü şehit ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU' nun kominist militanlar tarafından ağır işkenceler sonucu şehit düştüğünü ÖNKUZU' nun kırılmadık kemiği patlamadık yerinin kalmadığını ve ağzından ciğerlerine bisiklet pompasıyla hava verilerek çiğerlerinin de patladıktan sonra okulun 3. katın penceresinden aşağı atıldığını biliyormuydunuz...
12 Eylül idaresi tarafından haklarında verilen idam hükmünün uygulanması sırasında yanlarında bulunan görevli imamın Selcuk Duracık ve Halil Esendağ için "Hiç evliya gördünüz mü" diyenlere "evet HALİL ile SELCUK' u gördüm" dediğini biliyormuydunuz...
12 Eylül idaresi tarafından idam edilen MUSTAFA PEHLİVANOĞLU nun son mektubunda
"şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki Mustafalar ölür ALLAH davası ölmez Milliyetçilik yaşar kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer ALLAH' a inananlarındır."dediğini
biliyormuydunuz...
12 Eylül idaresi tarafından idam edilen Cevdet KARAKAŞ' ın avukat barolarından hiç bir avukatın savunmak istemediğini ve KARAKAŞIN savunmasını kendisi yapmak zorunda kaldığını biliyormuydunuz...
17 Nisan 1980 tarihinde Malatya belediye başkanı Hamit Fentoğunun evine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu FENTOĞLU, kızı ve 2 torunun ve torunu olan Selim BOZKURT FENTOĞLU nun daha 2,5 yaşında olduğunu ve babasının vatani görevini yapmakta olduğunu biliyormusunuz...
12 Eylül idaresi tarafından asılarak idam edilen Cengiz BAKTEMUR'UN korkusuzca idam sehpasına yürüyüşüne şahit olan cezaevi personelinin "bizce şehitti o şehitlik mertebesine ermiş birinin karı değildir. Sevinerek ve koşarak ilmeği boynuna gercirmiştir. " dediğini biliyormusunuz...
5 Eylül 1979 yılında şehit olan ADEM PEKMEZCİ isimli ülküdaşımızın henüz 15 yaşında olduğunu biliyormuydunuz...
Ülkücü şehit Ahmet Evcimen'in Bakırköy deki Sürmeli otelin önünde 20 den fazla kurşunla şehit edildiğini biliyormusunuz...
Tokat'ın Zile ilcesin den Mustafa Taştangil' in kitap ve defterlerinin her sayfasında büyük ülkü devi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU NUN isminin yazışı olduğunu ve mezarı ÖNKUZUNUN yanında bulunduğunu ve ailesinden son isteğinin bu olduğunu biliyormuydunuz...
Ülkücü şehitlerden Ahmet Sarpkaya' nın kurban bayramının son günü mahallelerine baskına gelen kominist militanları önce fark edip durumdan arkadaşlarına haberdar etmek için evlerini dolaşırken acılan ateş neticesi öldüğünü ve 18 yaşındaki SARPKAYA' nın SAĞIR VE DİLSİZ olduğunu biliyormusunuz...
Uşakta dokuma işcisi olarak calışan Alaaddin Gündüzün doğum yapmak üzere eşinin yanına giderken 27 kurşunla şehit edildiğini GÜNDÜZ' ünvefat ettiği gün bir oğlunun dünyaya geldiğini ve doğan bebeğinin adının Alaaddin olduğunu biliyormuydunuz...
Eşitlik olsun diye12 eylül idaresinin Selçuk Duracık Halil Esendağ Cengiz Baktemur İsmet Şahin Mustafa Pehlivanoğlu Fikri Arıkan Cevdet Karakaş Ali Bülent Orkan Ahmet Kerse olmak üzere 9 ülkücüyü asarak şehit ettiğini biliyormusunuz...
Ali Can Karaosmanoğlu’nun 18 Haziran 1979 yılında Mimar Kemal Lisesi öğrencisiyken şehitlik mertebesine ulaştığını ve yaşının henüz 17 olduğunu biliyormuydunuz…
6 Ağustos 1979 da şehitlik mertebesine ulaşan Ali Çetin’in Vatani görevini Asteğmen olarak yaptığı sırada Kayseri’de bulunan ailesini ziyarete gittiğinde şehit düştüğünü evli ve 2 çocuk babası olan Çetin’nin kominist militanlar tarafından önce dişlerinin söküldüğünü sonra üzerine asit dökülerek bıçaklandığını ve sonra yakıldığını biliyormuydunuz…
3 Haziran 1980 tarihinde şehit edilen Ali Kuş’un henüz 18 yaşında olduğunu ve o yaşlarda Kayseri ülkücü gençler derneğinin mahalle başkanlığını yaptığını biliyormuydunuz…
Ali Osman Devecioğlu ülkücü şehidimizin yaşlı annesini emekli maaşını almaya götürürken Çeliktepe de kominstler tarafından silahlı saldırıya uğrayıp kafasına isabet eden tek kurşunla annesinin kolları arasında şehit düştüğünü biliyormuydunuz…
İsmail Tomaç’ın 5 Haziran 1980 de Bursa’nın Çınar mahallesindeki kırtasiye dükkanında Kuran-ı kerim okurken şehit edildiğini ve 13 günlük bir bebeği olduğunu biliyormuydunuz…
EY ÜLKÜCÜ HAREKET BUNLARI BİL VE UNUTMA
Bağlantı » »
Yazan:Cemil | Tarih: 15/3/2009Konu: Parsel parsel ..
Yolun giden hali açık,önümüz maalesefki nerelere açık!..Yazınızda özet hali ile açık ve net olarak duruyor aslında doğruya dair,gittiğimiz yola dair ,anlayana,anlayanlara tabi! ..
Robotik,egotip beyinler ve bunların varlığında ayakta kalamaya çalışan değerler ve bütününde ulus..Kültür emperyalizmi ve ulusal bir duruş yada kültür emperyalizmi ve bu eylemin sonucu olan satılan topraklar,satılan değerler ve bütününde sömürge devlet elde edilişi ile denkliğin iki tarafınıda eşitlemiş bulunuruz eş anlamların yakınlığ ile ..Bağlamamın her bir notası giderek yalnız kalırken,kalınmış yalnızlıkta emeryalist notalarla süslenmekte..Yeni çağ süsü ve etiği sanal beyinler,sanal alemler yaratarak gerek türkü barlarda,gerek topluluk içersinde gerek internet ortamında entellüktellik ve demokratik oyunlarla popilist kazanımlarla rant,piyasa yapma yolunda ivme bulmaktadır..Ve ortaya çıkan ve yaklaşan sonuç her bir nefeste aslında kendini göstermekte !!..Bu canavarlar,şehir içindeki dolmuşlarda büyüğe gösterilen saygıdan tutun,güzel düşünürün yazısındaki örneği ile bağlamama/ türkülerime gösterilen değere kadar ve tahsilli cehallerin bu var olan bu duruma tehlikeye karşı bünyelerinde besledikleri 'biz mi düzelteceğiz ' bencil birey bakış açısına kadar bir çok örnek ile ..
Değerlerime gelen asimile eylemi ve bu çorbayı içmekten zevk alan mutasyon beyinler ile yurdumda parsel parsel yalnız kalınılıyor..Nefessiz soluksuz bir yaşam armağan etmek isteyen zihiyetlerin eriyeceği günler,eritebilecek bir ulus dileğim ile ...
"...Bağlamamın her bir notası giderek yalnız kalırken,kalınmış yalnızlıkta emeryalist notalarla süslenmekte..."
Teşekkürler.
Düzenleyen istiklalitamturkiye gün: 21/3/2009 saat: 23:04
Bağlantı » »