22/8/2009 · Kategori: Tarih,Kisiler ve Olaylar
(Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kiÅŸilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.
BİZ BU VATANI "SUSMAK" İÇİN SEVMEDİK
Susuyorlar... Ülkenin gerçek aydınları ve vatanseverleri susuyor...
YüreÄŸi vatan sevgisiyle dolu, Atatürk'e ve cumhuriyete gönül vermiÅŸler susuyor... Aydınlar, laik demokratlar susuyor... Ülke için her zaman canımı ve kanımı vermeye hazırım diye orada burada coÅŸanlar, konuÅŸanlar ve ÅŸov yapanlar susuyor...
Yazarsam, söylersem, konuÅŸursam başıma bir iÅŸ gelir, beni de "Ergenekoncu" diye belleyip Silivri'ye gönderirler diye ürkenler korkanlar susuyor...
İşte ondan ötürü meydan birilerine kaldı...
İşte ondan ötürü bu güzelim vatan ve ülke akibetini bekler duruma geldi...
X
İstenenler oldu ve olmaya devam ediyor...
Herkesi korkuttular... Susturdular.. Pasifize ettiler... Refüze ettiler...
Åžimdi ne olacak?
Ne olacağını bekleyip göreceÄŸiz...
KimmiÅŸ bu ülke adına yıkıcı faaliyetler bulunanlar?..
KimlermiÅŸ, bombalarla, ÅŸuraya buraya gömülü silah ve mühimmatlarla darbe yapmaya çalışanlar ve Türkiye Cumhuriyetinin kökünü kazımaya çalışanlar...
Darbeciler...
Kimler?...
Neyi ve nasıl darbeleyecekler, bilmek, öÄŸrenmek, gerekirse "vay canına" demek istiyoruz ama, bir türlü kim darbeci, kim boÅŸu boÅŸuna Silivri'de yatıyor bilmiyoruz ve öÄŸrenemiyoruz...
BildiÄŸimiz, duyduÄŸumuz... "aman aÄŸzını açma, kalemini coÅŸturma, sonra senin de iÅŸini bitirirler, tıkarlar içeriye..."
Güzel de, ne yaptık ta tıkılacağız?
Suçumuz ne olacak?
Bilmek istemek hakkımız olmaz mı?
Atatürkçü olduÄŸumuz, cumhuriyete gönül verdiÄŸimiz, laik demokrat yapıyı benimsediÄŸimiz, iktidarı benimseyemediÄŸimiz için mi "darbeci", "vatan haini" olacağız...
Kim bilir belki de "TürkoÄŸlu Türküm" diye onurlanmamız mı suç olur der siniz?
Yoksa "Ne mutlu Türküm diyene" diye coÅŸmamız mı?
Beyler, hanımefendiler...
Biz bu güzel vatanı susmak, vatansızlardan korkup çekinmek için sevmedik!
Susmayacağız ve susturamayacaklar!
Ne demiÅŸtik?
Bu vatan, bu topraklar Türk'lerin!
Bu ay yıldızlı bayrak Türk'lerin!
Bu daÄŸlar, taÅŸlar, ovalar, göller Türk'lerin!
Tarlalarında yetiÅŸen ürün, bahçelerinde açan çiçekler Türk'lerin
AÄŸaçlarında yetiÅŸen meyveler, dallarında öten kuÅŸlar Türk'lerin!
Okullarında "Türk'üm, doÄŸruyum, çalışkanım..." diye haykıran çocuklar
Türk'lerin!
Sınır boylarında vatan koruyan askerler Türk'lerin!
Yurdu uÄŸruna yaÅŸamının baharında hain PKK kurÅŸunları ya da mayınlarıyla ÅŸehit olan Mehmetçikler Türk'lerin!
Åžehitlerin arkasından gözyaşı döken analar babalar Türk'lerin!
Åžehitlerle birlikte hayalleri umutları sevdikleri ile kara topraÄŸa gömülen genç kızlar, taze gelinler Türk'lerin!
Babasız kalan küçük yavrular Türk'lerin!
Nasıl demem ben TürkoÄŸlu Türk'üm!
Nasıl demem!
Nasıl demem!
X
Susmayacağız dedik ya!..
BaÅŸka söze gerek var mı?
BURHAN ÖZBEY
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
18/7/2009 · Kategori: Din,Felsefe ve Toplumbilim
(Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kiÅŸilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.
DİNCİ YOBAZ! LAİK YOBAZ!
Dikkat ! Dinci yobazlara dikkat edilmesi kadar, bir o kadar ve belki de daha tehlikeli olan laik yobazlara da dikkat etmek gerekiyor. Nasıl mı? Åžöyle ki:
Dinci yobaz, kendi mensup olduÄŸu dini cemaat (Tarikat vs..gerçek dinle alakası olmayan çıkar grupları) için memleketini hiç düÅŸünmeden satar!
Laik yobaz, Atatürk’çülük adı altında çaÄŸdaÅŸlığı savunuyormuÅŸ izlenimi vererek vatanını satar.
Dinci yobaz, söylediÄŸi her ÅŸeyin Allah’ın kelamı olduÄŸu yalanıyla insanları aldatır ve sömürür.
Laik yobaz, yaptığı her yanlışı Atatürk e mal ederek, hem insanları kandırır, hem de sömürür. Artı olarak Atatürk e zarar verir.
Dinci yobaz, kadınların deli baÄŸlar gibi baÅŸlarını örtmelerini ister. Din böyle emrediyor yalanıyla toplumu kandırır.
Laik yobaz, kadınların illa da Avrupalı hemcinsleri gibi olmaları gerektiÄŸi yalanını söyler ve bu yalanı Atatürk e dayandırır. (Avrupalı kadının aslında dünya kadınları arasında en çok sömürülen olduÄŸu gerçeÄŸinin üzerini örter) Dolayısıyla da kadınlara bile ihanet eder.
Dinci yobaz, adam deÄŸildir, adam olduÄŸunu iddia eder. Yalan.
Laik yobaz da adam deÄŸildir, kravat takınca kendini öyle zanneder. Kendini kandırır.(Bizce mahsuru yok)
Dinci yobaz, dinin emri diye ona buna nasihatler verir, ahkam keser, hikayeler anlatır. Ama ödü kopar birine iyiliÄŸi dokunacak diye, uzak durur ihtiyacı olandan, hep varlığın peÅŸinde dolanır. (Bakınız günümüz)
Laik yobaz, Atatürk’çülük yapıyorum diye yakasına rozet takar, anahtarlığında resmini taşır, takvimler bastırır. Mitingler olur ahkam keser, ÅŸöyle yapmak lazım der, onu der bunu der. Bir tane çocuk okuttun mu? Veya hiç ÅŸehit mezarlığı ziyaret ettin mi? Diye sor. Dudak büker. (Nasıı yani…)
Dinci yobaz, camilerden tekkelerden çıkmaz, çocuklarını Amerikalarda okutur.
Laik yobaz, oralara girmez, o da çocuklarını Amerika da okutur..Haydaaa, diyorsunuz ama durum bu.
Dinci yobaz, cami yaptırma dernekleri vasıtasıyla paraları söÄŸüÅŸler, on köprü parasına bir cami zor yaptırır, onun da çoÄŸunu esnafa bedavaya yaptırır. Sevap der kandırır. İşi bu.
Laik yobaz, çaÄŸdaÅŸ yaÅŸamı destekleyeceÄŸiz diye dünya para toplar, üstüne Avrupa fonlarından bağışlar alır, fakir ailelerin çocuklarını okutacağız diye ahkam keser. Ha biraz biÅŸe yaparlar. Ne mi yaparlar? Anaokulunda İngilizce eÄŸitim yaparlar. A benim, devÅŸirme kafalı, komik çaÄŸdaÅŸlıkçılarım. ÇaÄŸdaÅŸlık; yeni yetme çocuklara yabancı dil öÄŸretmek olsaydı, bugün bütün sömürge ülkeleri medeniyetten kırılıyor olurdu.. ÇaÄŸdaÅŸlık teknoloji üretmekten geçer, ama yetmez, aynı zaman da deÄŸerlerini korumakla geliÅŸir. Öyle onun bunun deÄŸerlerini kopyalayarak ancak –copy- olursun. Bu da size kapak olsun.
Dinci yobaz, öküzdür. Yani farkı yoktur. Hep aynı trene bakar, her defasında ahan, buda ne? der gibi, ÅŸabalak ÅŸabalak bakar.
Laik yobaz, fildir. Ne kadar nazik olmaya çalışsa da, neticede bir fildir. Hep aynı zücaciyeci dükkanından alışveriÅŸ yapar, her defasın da kırılmadık biÅŸe bırakmaz. Hayır dükkan sahipleri de tuhaf. Hep ona izin verirler..İlginç? Enteresan yani…
Dinci yobaz, dini eline bayrak yapmıştır. Bir oyana bir bu yana sallar, rüzgar olmasa iyi üfler. Babası rahmetli de iyi üflerdi, arkadaÅŸlarıyla bi üflediler Osmanlı söndü.
Laik yobaz, Atatürk’ü eline bayrak yapmıştır, yakasına, başına, koluna her yerine resmini asar. Hadi gel gidelim, yoksa memleket elden gidiyor desek, a bak ÅŸimdi aklıma geldi, bir konferans vardı ben oraya bi uzayım, der. Adama ‘BURSA NUTKU’ ne olacak dersin, aval aval bakar, Bursa nın nutku mu tutuldu dercesine ve tüyer.
Dinci yobaz, aslında kendi çapınca iyi biridir, ama zır cahil olduÄŸundan ne anlatsan, tınnn diye ses verir. Yani boÅŸtur. Yeni gelen nesle bakmak lazım.
Laik yobaz, aslında kültürlüdür, hindir. Hatta bazıları hin oÄŸlu hindir.Her ÅŸeyi onlar bilir, her ÅŸeyden anlarlar. Matematik, coÄŸrafya, fen, kimya ne istersen. Sosyoloji, psikoloji, bazıları parapsikoloji. Bu para baÅŸka para, ama, gel sen onlara anlat.
Dinci yobaz, tüm ÅŸerefsizliklerini, din maskesi altında saklayarak, gerçek yüzünü hep gizler, amacına ulaÅŸmak için, ÅŸeytanla bile iÅŸbirliÄŸi yapar. (Bkn. Amerika oturum alana.)
Laik yobaz, tüm aykırılıklarını gizlemek için Atatürk’ü kullanır. Atatürk ‘bağımsızlık benim karakterimdir’ derken, o tam tersini iddia eder, ÅŸusi yer, viski içer. Fikret Kızılok aÄŸabeyimizin dediÄŸi gibi, mersedesle hacetine gider.
Dinci yobaz, yeÅŸilden hoÅŸlanır, ama bir aÄŸaç bile dikmemiÅŸtir hayatı boyunca.
Laik yobaz, kırmızıdan hoÅŸlanır. Bayrağın rengi diye deÄŸil. Kırmızı ÅŸarabı çok severde ondan. İçerken kendini Fransız sanır.
Dinci yobaz, gazete çıkarır, baÅŸlık atar din elden gidiyor diye. Giden din deÄŸil, yobazın uydurduÄŸu safsatalardır. Kendisi dahil cehenneme kadar yolları vardır, açık olsun.
Laik yobaz da gazete çıkarır, baÅŸlık atar, laiklik elden gidiyor, diye. Giden yok gelen vardır, o da milletin uyanışıdır. Åžimdi bu cümleyi kurduk ya, seyret veryansınları sen. Efendim ne ırkçılığımız kalır, ne baÄŸnazlığımız ve belki de ayrımcılığa bile sokarlar bizi. Biz ne deriz sizce? Yemezler benim canım soroscu çocuklarım, yemezler.
Dinci yobaz, namaz kılarken, kiraya nasıl zam yaparım, diye düÅŸünür. Acıması yoktur, ‘kul hakkıyla bana gelme’ derken Yaradanı, kul, mul tanımaz, soyar soÄŸana çevirir milleti.
Laik yobaz, mitinglerde taşırken bayrağı, yoruldu mu yere serer, bi güzel uyku çeker al bayrağın üzerinde, gazını sala sala..
Dinci yobaz, haindir, gözlerine bakın anlarsınız. Göz göre göre yalan söyler, yüzü kızarmaz. Suratına tükürseniz, yaÄŸmur baÅŸladı. Ya Rabbi ÅŸükür der. Halbuki ormanı da yakan o, çocuÄŸu da elleyen seven o!
Laik yobaz da haindir, onun da gözlerine bakın anlarsınız. O da göz göre göre yalan söyler, onun da yüzü kızarmaz. İşte onun suratına tüküremezsiniz, kültürlüdür, sizi yabancı bir mahkemeye verir.( Yabancı olsun da bo..tan olsun) Åžikayeti aynen ÅŸöyle olur; bu yerel insan benim suratıma yerel bir sıvı zerketti, ÅŸikayetçiyim. Åžimdi hayal edelim, hakim bizden olsa… Ne diyorduk, hakim bizden olsa ve dese ki; ey ahmak, o sıvı dediÄŸin ÅŸey ÅŸerefli bir milletin tükürüÄŸüdür. Sana o bile çok…Hayal ya...
Dinci yobazı, bir kilometre öteden tanırsın. Ördek gibi paytak yürürler, dersin ki, baÅŸta ki akbaba, arkadakiler onu niye takip eder? Deme! Çünkü, açıklaması yok. Biz bildiÄŸimizden beri hep akbaba önde, ördekler arkada takiptedir. Sorsan onlara akbabayı, cennet kuÅŸu sanır avanaklar. (Åžeyhler-şıhlar mesela…)
Laik yobazı, bir kilometre deÄŸil, tam yanındayken bile seçemezsin. Hatta bazen kendinden bile sanırsın. Mitinglerde, gösterilerde hep seninledir. Bayrağı senden önce kapar, sesi senden çok çıkar. Vatan millet sakarya ondan sorulur. Ne zaman, haydi eylem zamanı dersin, iÅŸi çıkar, arasan da bulamazsın. O ara Åžanzelize’de kahve içiyordur! (Türkçe yazdım ya küçümserler beni! …kenerları…) Rivayet böyle. Onların babaları Jöntürklerde hep aynı kahveye takılırdı zaten.
Dinci yobaz, adı üstünde yobazdır. Ne anlatsan ne desen kar etmez. Tek amacı vardır kâr etmek. Ahiret için yaşıyorum der, izin versen dört tane alır, sanırsam grupta yapar. Yakışır yobazıma. Osmanlı yı da grupla yıkmadılar mı? Kamasutra da neymiÅŸ?
Laik yobaz, adı üstünde o da yobazdır. Ona ne desen he der, haklısın der. Evet katılıyorum, memleket elden gidiyor der. Sevinirsin. Ne güzel dersin, sayımızda az deÄŸilmiÅŸ, dersin. Tam dava için zemin hazır olur, yola çıkılacaktır, ÅŸu erzakın ucundan da sen tut dersin, haydaaa, ara ki bulasın. Bu da iyidir gruplarda. Kimseyi tanımaz geceden kalan. O bar senin bu bar benim der, bi bakarsın bütün barların sahibi meÄŸer o. Senin ki sadece tabureymiÅŸ…
Dinci yobaz, aynı yolun yolcusuyuz der, ekonomide uçar. Sen Trabzon a gidersin, o Washington a. Biz de ayrı gayrı yoktur der, o banka kurar sen çadır. Biz Allah ın naçiz zavallı kullarıyız der, sen oÄŸluna defter alamazken, onun oÄŸlu transatlantiÄŸe biner.
Laik yobaz, aynı yolun yolcusuyuz demez. Birinci sınıfta, (first class) direk Washington a uçar. Bu yönünü severim. Onlarda ayrı gayrı vardır. Sen Tarabya da eÄŸlenirsin, Etiler de kesmez onu, kimi Singapur da (çocukları severler) alır soluÄŸu, kimi de enteldir, illa da piramitlerde verir soluÄŸu.
Dinci yobaz, ne kadar zavallı ve tehlikeliyse, ey memleket.
Laik yobaz da en az onlar kadar tehlikelidir. Hatta daha tehlikelidir, çünkü bize yakın dururlar ve bizden biri gibi davranırlar. Takii iÅŸ baÅŸa düÅŸünceye kadar. İşte o zaman tüyeceklerdir, ey memleket uyanık ol ne olur. Onlar kendilerine rahatlıkla Atatürk’çüyüz der, ama Kemalist’im diyebilenine rastlamadım daha. İşte bu yüzden ayrılında gelin, dünyanın en büyük devrimci düÅŸünce sistematiÄŸi Kemalizm’de buluÅŸalım…
Åžimdi bazı kıt akıllılar çıkıp, bana ÅŸu soruyu sorarabilirler. Efendim siz laikliÄŸe karşı mısınız?
Cevap veriyorum. He.. Nerden bildin?..
Cevabımın devamı: Be densiz ahmak, sen hiç bağımsızlık olmadan ayakta durabilen herhangi bir ÅŸey, bir deÄŸer gördün mü? Sen deÄŸil misin? Cumhuriyet mitinglerinde toplanan onca kalabalığın dikkatini dağıtıp, tam bağımsızlık dururken, ille de laiklik diye bağıran. Nedir laiklik? Tarif etsene bana. Nasıl bir ÅŸey ki bu, bağımsızlığın bile önünde yer alıyor. Sen hiç Atatürk ün ben laikim dediÄŸini duydun mu? Ama laikti, O da benim gibi. DoÄŸrusu ben O nun gibi olmalı aslında. Öyle zaten. Ama Ata dedi ki, ‘ bağımsızlık benim karakterimdir.’ Neden bu arka planda kaldı da sadece laiklik öne çıktı? İşte cevap, yukarıda ki yazı oluyor.
Ey Türk. Uyuma, kendini koru. Dinci yobazlardan haberin var. Asıl tehlike sendenmiÅŸ gibi görünen laik yobazlardır… Unutma sakın…
Bu ülke; Mustafa Kemal in kurduÄŸu bir ülke olarak, önce tam bağımsız beraberinde laiktir. Yani, temel olan bağımsızlıktır, laiklik ise, gerek olandır. Biz tarihte varolduÄŸumuzdan beri bu dinci yobazlarla uÄŸraşır dururuz. Biz devletleri kurarız, bu avareler ne yapar ne eder yıkarlar. Yani diyeceÄŸim o ki, biz bu tayfayı iyi tanırız. Ama ötekiler?.. Ha onlar son 150 yıldır türedi.
Laik yobazlar. İşte yeni düÅŸman onlar, iyi tanıyın. Hepsi AB cidir, ABD cidir. Hepsi modern giyinir, beyinleri devÅŸirilmiÅŸtir. BölücülüÄŸü de onlar yapar. Yapma dediÄŸinde, bi anda seni bölücü ilan ederler. Kürtle oturup yemek bile yemezler, çok severler ama... Hepimiz Türk’üz dediÄŸinde, sen ne diyon? Derler. Hepimiz Ermeniyiz diye bağırdıklarında, onlardan medeni yokmuÅŸ sanırlar…
Bu yazı; Mustafa Kemal’in 6 okundan sadece laikliÄŸi öne çıkartıp, diÄŸerlerini çok da önemli deÄŸilmiÅŸçesine arka plana itenlere ithaf edilmiÅŸtir. Bu yazı için hazırlanmış olan çizelgeyi iyi incelediÄŸinizde aslında her ÅŸeyin ne kadar da iç içe girdiÄŸini göreceksiniz. Deniz’ler 6. filoyu taÅŸlarken, kendilerine Türk milliyetçisi diyenlerinde onları taÅŸlamasının acı gerçeÄŸi burada yatmaktadır... Hiçbir gerçek Atatürkçü (Kemalist) AB üyeliÄŸini savunmaz, en azından bunu bilerek bir ÅŸeyleri savunun. Nasıl ki bir kiÅŸi hem Müslüman, hem ateist olamaz, gerçek bir Atatürkçü de AB ci olamaz…
ÇaÄŸdaÅŸlığın adresi Avrupa deÄŸildir. Avrupa; sömürgeciliÄŸin, soykırımların, karanlık çaÄŸların ve engisizyonların adresidir. Avrupa ve dolayısıyla ABD; Irak’da ki 1.5 milyon insanın katilidir. Onlar Kızılderili soyunu kurutanların soyudur. Ve onlar; sömürgeci kapitalist düzenin demokrat ÅŸövalyeleridir! UlusçuluÄŸun düÅŸmanı, etnisitenin dostudurlar, çünkü onlar; böl-parçala-yönet senaryosunun hem senaristi, hem aktörüdürler. AB ve ABD iÅŸbirlikçileri ve ya yumuÅŸatarak söyleyelim AB ve ABD hayranları Atatürkçü dolayısıyla Kemalist olamazlar. Maddenin doÄŸasına aykırı bir durumdur bu. Çünkü Kemalist devrim AB ye karşı yapılmıştır, dolayısıyla da ABD karşıtıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözüyle noktayı koyalım…
‘Egemenlik hiçbir mana, hiçbir renkte ve hiçbir rehberlikte ortak kabul etmez.’
Bazı ‘sivil toplum kuruluÅŸu’ olduÄŸunu iddia edenlere duyurulur. Ne için? Åžunun için: İyi iÅŸler yapabilirsiniz, hümanist ve fazlaca duyarlıda olabilirsiniz, ki o sizin kuruntunuz, ama Kemalist olamazsınız. Neden? Çünkü Kemalist olmak için önce devrimci sonra da anti-emperyalist olmak gerekir. Yani, Kıbrıs referandumunda, ‘Biz çaÄŸdaÅŸlar olarak DenktaÅŸ’ı deÄŸil, Annan’ı destekliyoruz.’ Diyorsanız, siz Atatürkçü dolayısıyla Kemalist olamazsınız. Zaten Kemalist’iz diye bir iddianız da yok… Ama Atatürkçü de deÄŸilsiniz, bunu anlayın artık…
‘Ulusal onurumuzu ve kutsal bildiÄŸimiz her ÅŸeyi yabancıların çiÄŸnediÄŸi bir vatanda yaÅŸamaktansa ölmeyi yeÄŸlerim.’ M.K. ATATÜRK
Cem YAÄžCIOÄžLU
http://www.edebiyatgazetesi.com/haber/haber_detay.asp?haberID=154
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
7/3/2009 · Kategori: Turkbilim,Halkbilim
(Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kiÅŸilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. 
Saz Kültürü ve Kültür Emperyalizmi
Bir an bile olsa Türk’le birlikte olma
Türk eline ÅŸeker alsa o ÅŸeker zehir olur.
Türk’ün başını keserken sakın gam yeme
Baban da olsa Türk’ü öldür.’’
(Hafız Ahmet Çelebi-1499)
‘‘Fuzuli, gökten yere insen sana yer yok
Yürü var gel, ya Arap’tan ya Acem’den’’
(Fuzuli (1480-1566))
Aynı dönemlerde yaÅŸamış iki ÅŸairden biri (Ahmet Çelebi) Türk’e sövüp aÄŸzına geleni söylerken, alevi türkmen aşıklarından diÄŸeri (Fuzuli) diline ve töresine sahip çıkmış, Arap ve Acem hakimiyeti yaptığından dolayı Osmanlı’ya sitem etmiÅŸ, yöre yöre gezerek halkı biliçlendirmiÅŸtir. Alevi dedeleri ve bektaÅŸi babaları Türkçe ibadet yaparak örf ve adetlerini günümüze kadar yaÅŸatmışlardır.
Aslında bu örnekleri çok daha eskilere götürmek mümkün. Selçuklu ve Osmanlı döneminde, özellikle dilde etkisini gösteren Arap ve Acem özentisi, dilleri bile kesilmesine raÄŸmen, Türkmenleri öz benliklerinden koparamadı. Türkmenler, baÅŸta kopuz (saz) ve ÅŸiir olmak üzere eski ÅŸaman geleneklerini ve göçebe kültürünü günümüze kadar, aÅŸağılanmalarına ve sürülmelerine raÄŸmen, sürdüregelmiÅŸlerdir.
KöÅŸeye sıkıştırılsa dahi daha da zenginleÅŸen, her türlü yabancı etkilerle yok etme politikalarına raÄŸmen ayakta dimdik durmayı baÅŸarabilen topluluklar ulusal kültür bilincine sahip çıkan topluluklardır.
Saz taşıyanları vatan haini ve sazı da kırsal kesimin aksesuarı olarak gören insanlarımız, seksenli yıllarda en büyük milliyetçi olarak kendilerini ifade ederken, aslında kendi öz benliklerine ihanet ediyor, yaklaÅŸan kültür emperyalizmine davetiye çıkarıyorlardı.
Günümüzde saz (baÄŸlama) taşımayı kendine yakıştıramayan yaşını başını almış insanları görünce, gençlerin bunu yapmasını artık doÄŸal görmek lazım. Belki bu durumu, kendi ulus bilincine yabancılaÅŸtıran popülist, reklam ve magazin çağının gençlere sunulan malzemesi gereÄŸi, belki de geçmiÅŸ yıllardan kalan saza ve saz taşıyanlara karşı bilinç altına yerleÅŸmiÅŸ yanlış dogmaların aileleri ya da büyükleri tarafından halen gençlere yanlış aksettirilmesi olarak görmek gerekir.
Ama nerden bakarsanız bakın kültür emperyalizmine hizmet ettiÄŸi kesin. Saz diyorum sürekli. Çünkü saz kültürü Türkmen kökenli ÅŸaman kültür geleneÄŸinden gelmesine raÄŸmen, günümüzde farklı etnik unsurları bir arada tutan, ulusumuzun ortak kültürü haline gelmiÅŸtir.
Dil, din, ırk ve etnik köken gözetmeksizin enstrumantal (sözsüz) ve sözlü müzikal verilerin tamamı (Türk halk müziÄŸi) ülkemiz halkının ortak duygu ve düÅŸüncelerinde birleÅŸmiÅŸ, bütün bunlar ortak dilimiz olan Türkçeyi kullanarak saz ile icra edilmiÅŸtir.
Yabancı ulusların kendi amaçları doÄŸrultusunda baÅŸka ulusları (kültürlerini kullanarak) hegomanyası altına almasına karşı ulusların ayakta kalabilmesinin en önemli öÄŸesinin, dil, din, müzik, örf ve adetleri gibi birikimlerinin tamamı olan kültürüne sahip çıkması gerektiÄŸini bunu da sazı (müzik) örnek gösterek anlatmaya çalıştım.
Tabiki günümüzde kültür emperyalizmini gerek din misyonerleri tarafından dini kullanarak gerek inglizce dilini gereÄŸinden fazla yayarak gerek aşırı yabancı müzik pompalaması ve gerekse internet ve cep telefonu teknolojisinin dili etkisizleÅŸtirmesi (kısa mesajlarla) ÅŸeklinde görmekteyiz.
En acısı da kendi halk kültürüne, sazına, türkülerine yabancılaÅŸan insanlarımızın yabancı etkisi dahi olmadan kültür emperyalizmine hizmet etmesidir. Kültür emperyalizmine karşı nezaman ulusal bir duruÅŸ sergilenecek? Bu hizmeti daha nekadar devam ettirecek yurdumun insanları? Kaynak bilgisi: stratejikdusunce.com/serhat-tomur/kultur-emperyalizmine-karsi-ulusal-bir-durus-saz-kulturu/
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!
15/2/2009 · Kategori: Edebiyat Katkilari
(Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kiÅŸilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.
Aklının toprağından bir avuç al, serp kalbinin pırıltılı zeminine... Kalbinin acıları, akıl toprağının berraklığında büyüsün !
Acılarına kalbinin, en özge yerinde ve daha da önemlisi akıl toprağında çiçekler açtır. Seni üzgün kılan, seni umutsuza salan, beyninin sömürgeleÅŸmesi veya sömürgeleÅŸtirilmesidir !.. Buna izin vermektir...
Köle halinle aÅŸkı yaÅŸarım sanıyorsun demek ? Köle aÅŸk yaÅŸayamaz, köle acı yaÅŸar, önce beyni köleleÅŸir bi haber kölenin ve mankurt olur !..
Mankurtluk; sadistine ilgi duymakın mazoÅŸistçe bilgisidir. Kölelik, insan tanımından çık demenin zorbaca dayatmasıdır !
Böcek gibi hissediyorsun iÅŸte ! BaÅŸlangıç noktanı kaybetmiÅŸsin...
ÖlçebildiÄŸin: Acı ve aÄŸlamaya benzerliÄŸin öte veya berisinden baÅŸka da deÄŸil... Ölçmek yoksa, yoktur biriktirmek. DoÄŸru diye ve gayet emin kendinden, pek bir cakayla kâlp cebine alıp koyduÄŸun soyut ÅŸeyler, ki akılsız olduÄŸu için, (haliyle) yanlış çıkarak seni akılsızlaÅŸtırıyor !
AkılsızlaÅŸtırmak en büyük acıdır. Böyle olmalıdır "öyleler" ve öyleyse...
Biriktirmek yoksa, bilmek nasıl olur?
AÅŸkın bilgisi nasıl olur ya da bilgisi mi olur aÅŸkın ?! BilmediÄŸine nasıl ilgi duyarsın ? Nasıl bilinmeze ÅŸiirler yazar, türk(ü)ler havalandırırsın ?
Sevgiyi bilmeden, saygıyı bilmeden, vefayı ve sadakati bilmeden ve en önemlisi gerçeÄŸi bilmeden nasıl aÅŸk dersin, diyebilirsin, bunca sahtelik ve ucuzluÄŸa ?
Kavramsal saçmalamalar(ın)dan çıkarsanmış seçmeceler yazar; bakın ben aÄŸladım; aÅŸağılayanıma, benim umutsuzluÄŸum ve böcekliÄŸime neden olanın çaresini bulup, bunu kalbimde çözdüm diyebilirsin! Nasıl dersin ?
DüÅŸünmek bilmezsin, düÅŸünmeyi sevmezsin bir kere çünkü !..
SevmediÄŸine, bilgisini biriktir(e)mediÄŸine, bilgisi yok bildiÄŸine üstelik, nasıl soyut sevgi ve salakça a ÅŸ k dersin?
Sen iyi misin !
Kâlbin aklı var mı? Aklın kâlbi ya da? Saygı nerede bulunur sence ve sevgi nice de?
Kaldı ki a ÅŸ k öyle mi !
BenzettiÄŸin imgeler aslında simge ve o kadar çok güdüye benziyor ki; bilirsin, güdü hayvana yakın zaaftır. Zaaf insanı dağıtan, ömürden israftır.
Simgecisin, imgeyle karışmış... AÅŸkçısın, güdüyle karıştırmış... İnatçısın, ilke ile karışmış..
En komiÄŸi ne biliyor musun halinin? Hiç bir verili deÄŸerini aklının ve yüreÄŸinin, kısaca ; hiç bir verili deÄŸerini varlığının kendi amacında kullan(a)mıyorsun !..
Ve sen a ÅŸ k(ı) bilirim diyorsun öyle mi ? Sevgiyi ya peki !
Sen böcek hisseden ve doldurulmuÅŸ, ey biblomsu saman -adam veya madam- : Emin misin, kendinde misin?
En önemlisi, hakikaten ve gerçekten iyi misin ?!
Şubat-İkibindokuz
Göktürkmen
A. Kutlu Ayyüce
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
14/2/2009 · Kategori: Edebiyat Katkilari
(Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kiÅŸilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Anlam arayışı ile "aÅŸk" arayışını karıştırmışlar bireyinden, toplumuna gidenler olmanın gerekçesi; gerçeÄŸimizi tuzak, aklımızı da ondan epeyce bir uzak bilmektir !..
Bilgiyi, ilgiyi ve sevgiyi hiç anmıyorum.. EriÅŸmediÄŸine “murdar” diyen güzel ama, bir o kadar da cahil olmak hali ilkeli deÄŸil, ilkel insan kalıplarına daha yakındır.
Demek ki; fiziken güzellik kimi ve çoÄŸu zaman yetmiyor !.. Görüntü küsürattır o zaman !
Görüntü söyledik ya? Gözlem, biçem durum/dizge verilerinden biridir, bundan fazla önemsemiyoruz !
Akıl ve gerçek deyince ise: Ölçüt bilineni ve ölçülen bütününü, doÄŸru veya yanlış konum ve durumda olmasına göre, ayrı ayrı sorgulamak gerekiyor mutlaka?
Anlamın eylemi ile "aÅŸk"ın dili, ne denli farklılaşır ve ne denli çeliÅŸirse görüntü; istismar , öz; istihzazdır..
Öyleyse örtüÅŸtürmek veya bileÅŸim yapmak çıkarsamalı bir düz mantıklada bak(a)mıyoruz, diyalektik ve diyalekt arıyoruz.
İstismar ; her hangi bir durumda konumladığınız kiÅŸiyi "kuruyemiÅŸ" tanımlayarak, yerin dibine indirgemektir! İstihzaz ise; kuruyemiÅŸ ve eÄŸlencelik kadar "garip" anlamı yüklediÄŸiniz bu garibanı, henüz (mecaz iken) yemeyi düÅŸlediÄŸinizde aldığınız "haz"zın Osmani lisandaki söyleyiÅŸidir !..
Bu aÅŸk filan deÄŸildir ! Aptal ve çıkarcı aÅŸk belki, sevginin gerçeÄŸini sorguluyoruz oysa !
İnsanımsı veya insan takliti yapan biçimselliÄŸinde bir önerme olarak anlayabilirsiniz, ikisi arasındaki farkı... İnsan mı peki ? Hiç sanmıyor, ummuyor ve de beklemiyorum artık !
İ - n - s - a - n - ı - m - s - ı . . . Kesinlikle böyle evet !
Ki; "haz" ve "an" toplamında yaÅŸayıp, bileÅŸiminden; anlamı hep "haz/an" sürecinde yaÅŸamak olarak bilmiÅŸ, karikatür veya müsvette olmuÅŸluk hali belki de !
Ölçü(t) koyucu ve ölçülen tamı gibi düÅŸünürsek, kabul edilen kavramın akliliÄŸi veya kalbiliÄŸi sizi, anlam ve "aÅŸk" üzerinden -algısal sevgi-, gerçek üzerinden ise -kavramsal saygı- tanımına götürecektir.
Bundan sonrası; -deÄŸiÅŸmek farkını yorumlama biçimi ile dönüÅŸmek çeliÅŸkisini görebilmek- saÄŸgörüsünden öte olamıyor.
Üzücü olan, iÅŸte tam da bu kısımdır !..
Anlamını arayan sarkaç, nelerin arasında salınır durur peki ?
AÅŸk dediÄŸiniz o embesilliÄŸin "a ÅŸ k"ı, her neyse ki; gerçekten ona benzesin ?! Özgür ve insan veya kendini köle ve böcek gibi hisseden insanımsı farkı ve ÅŸekliyle anlaşılmasını kastediyorum ?
AÅŸk, bence gerçek ve saygılı sevgidir. Özgür/insan tanımında olanların yaÅŸayabildiÄŸi zamanlar ve de mekanda vardır.. Köleler ve böcek hissinde yaÅŸayanlar kendini kandırmasın, onların aÅŸkı olmaz !..
Marazi beynin ucube ve garibe "aÅŸk" hastalığı; kalbe beyin, beyne kalp eklemeyi öneren ve de bunu normal bilen emperyal moronların isteÄŸidir!
Marazi akli ve farazi kalbi bir gönül insanı tanımlıyoruz. Tanımlamak; düÅŸünebilmek dizgesinin ilerici bir elamanıdır.
Bu tiplerde saÄŸlıklı olmak verilerini aramak, yine bu gerekçelerle karışmışlığın makulu olup, mantıksız ÅŸeyler istemeye benziyor…
Hayatın anlamı: Bölümsel insan önermelerinin birinde takılıp kalanlar için, belirsizliktir... Kimbilir ve belki de, en cevabı bilinen sorulara, -sorular sormak- zavallığıdır belirsizlik !
Ülke sömürgeleÅŸirilirken, ülke bireyleri de beraber sömürgeleÅŸtirilir. Bunu birbirinden ayrı düÅŸünemiyoruz.. Böyle düÅŸünen açık düÅŸmüÅŸ haldedir, kendine dikkatli baksın öneriyorum!
Bu, çok düz mantıkta ve herkesin kolayca göreceÄŸi bir "göreceli" gerçektir oysa... Sömürge tipi insandan, iÅŸbirlikçileri bir yana koyarsak, sömürge tipi anlam ve sömürü tipi "aÅŸk"lara gelebiliyoruz.
Durumumuz bu, konumumuz buna çözüm bulamamışlğın halidir!.. Bu haldeki insan tanımlayabilir mi peki? Konum/durum/tanım dizgesini oluÅŸturmaya çabalıyorum.
Tanımlama güçlüÄŸü çektiÄŸimizin farkında mısınız? "Belirsiz", tanımsızdır savlıyorum!
Cevaben ve devamen: Demek ki ‘anlam arayışı ve aÅŸk arayışı’ karışmıştır. Karışımdan mamül /ürün ’yaratık’ olarak ise; beynin boklaÅŸması ve yüreÄŸin tezekleÅŸmesi önermesinde bulunuyorum!
DiÄŸer vücut bölümleri boÅŸaltılmış ve içi samanla doldurulmuÅŸtur !..
Hani av hayvanlarını gösteriÅŸli biblomsular halinde dolduruyorlar ya? Onlarca benzetebiliyorum.
Saman, bok, tezek ve de dolgu biblomsudan mamül yaratık insan...
Bu tür/türev yaratık insanımsı için böyle bir dizge, bence ve çok mantıklı bir dizgedir öyleyse!
Hey aptal ve akılsız "aÅŸk", geldinse üç kere tahtaya vur!..
Bunca anlamsızlık, böceklik ve insan tanımı dışına çıkılmışlıkda, beni nasıl ve ne kolay yaÅŸatabiliyorsunuz diye sor en azından!..
Öyle ki; istismar ve istihzaz sen de barınıyor olmasın, anlayan anlasın!..
Demek ki neymiÅŸ? Köle ve böcek koÅŸut/ boyutunda yaÅŸayıp hissedenler "aşık" olamaz..Bu sömürge tipi aşık ve aÅŸkın arz-ı halidir !
Öyleyse "aÅŸk" deÄŸildir, aÄŸlama(k)dır bu!..
Kendine acı vermek, karşısındakine en büyük aÅŸağılamayı yapmak halidir!
Hey "a ÅŸ k", her nerede isen gel ve üç kez tahtaya vur !..
İnsan tanımında, akıl/kalp/ vicdan bütünseli(ÄŸi)nde salınıp duran bir sarkacın, arayan anlamı olarak!..
-Yirmi dört/Ocak/İki bin dokuz/Ankara-
Göktürkmen
Ahmet Kutlu Ayyüce
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!