18/7/2009 · Kategori: Din,Felsefe ve Toplumbilim
(Tüm hakları http://istiklalitamturkiye.blogcu.com/ ve Göktürkmen (A.Kutlu Ayyüce)'e aittir. Her türlü alıntı ve kullanımda kaynak bildirimi gereklidir. Blog sitemizde yer alan eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur.
DİNCİ YOBAZ! LAİK YOBAZ!
Dikkat ! Dinci yobazlara dikkat edilmesi kadar, bir o kadar ve belki de daha tehlikeli olan laik yobazlara da dikkat etmek gerekiyor. Nasıl mı? Şöyle ki:
Dinci yobaz, kendi mensup olduğu dini cemaat (Tarikat vs..gerçek dinle alakası olmayan çıkar grupları) için memleketini hiç düşünmeden satar!
Laik yobaz, Atatürk’çülük adı altında çağdaşlığı savunuyormuş izlenimi vererek vatanını satar.
Dinci yobaz, söylediği her şeyin Allah’ın kelamı olduğu yalanıyla insanları aldatır ve sömürür.
Laik yobaz, yaptığı her yanlışı Atatürk e mal ederek, hem insanları kandırır, hem de sömürür. Artı olarak Atatürk e zarar verir.
Dinci yobaz, kadınların deli bağlar gibi başlarını örtmelerini ister. Din böyle emrediyor yalanıyla toplumu kandırır.
Laik yobaz, kadınların illa da Avrupalı hemcinsleri gibi olmaları gerektiği yalanını söyler ve bu yalanı Atatürk e dayandırır. (Avrupalı kadının aslında dünya kadınları arasında en çok sömürülen olduğu gerçeğinin üzerini örter) Dolayısıyla da kadınlara bile ihanet eder.
Dinci yobaz, adam değildir, adam olduğunu iddia eder. Yalan.
Laik yobaz da adam değildir, kravat takınca kendini öyle zanneder. Kendini kandırır.(Bizce mahsuru yok)
Dinci yobaz, dinin emri diye ona buna nasihatler verir, ahkam keser, hikayeler anlatır. Ama ödü kopar birine iyiliği dokunacak diye, uzak durur ihtiyacı olandan, hep varlığın peşinde dolanır. (Bakınız günümüz)
Laik yobaz, Atatürk’çülük yapıyorum diye yakasına rozet takar, anahtarlığında resmini taşır, takvimler bastırır. Mitingler olur ahkam keser, şöyle yapmak lazım der, onu der bunu der. Bir tane çocuk okuttun mu? Veya hiç şehit mezarlığı ziyaret ettin mi? Diye sor. Dudak büker. (Nasıı yani…)
Dinci yobaz, camilerden tekkelerden çıkmaz, çocuklarını Amerikalarda okutur.
Laik yobaz, oralara girmez, o da çocuklarını Amerika da okutur..Haydaaa, diyorsunuz ama durum bu.
Dinci yobaz, cami yaptırma dernekleri vasıtasıyla paraları söğüşler, on köprü parasına bir cami zor yaptırır, onun da çoğunu esnafa bedavaya yaptırır. Sevap der kandırır. İşi bu.
Laik yobaz, çağdaş yaşamı destekleyeceğiz diye dünya para toplar, üstüne Avrupa fonlarından bağışlar alır, fakir ailelerin çocuklarını okutacağız diye ahkam keser. Ha biraz bişe yaparlar. Ne mi yaparlar? Anaokulunda İngilizce eğitim yaparlar. A benim, devşirme kafalı, komik çağdaşlıkçılarım. Çağdaşlık; yeni yetme çocuklara yabancı dil öğretmek olsaydı, bugün bütün sömürge ülkeleri medeniyetten kırılıyor olurdu.. Çağdaşlık teknoloji üretmekten geçer, ama yetmez, aynı zaman da değerlerini korumakla gelişir. Öyle onun bunun değerlerini kopyalayarak ancak –copy- olursun. Bu da size kapak olsun.
Dinci yobaz, öküzdür. Yani farkı yoktur. Hep aynı trene bakar, her defasında ahan, buda ne? der gibi, şabalak şabalak bakar.
Laik yobaz, fildir. Ne kadar nazik olmaya çalışsa da, neticede bir fildir. Hep aynı zücaciyeci dükkanından alışveriş yapar, her defasın da kırılmadık bişe bırakmaz. Hayır dükkan sahipleri de tuhaf. Hep ona izin verirler..İlginç? Enteresan yani…
Dinci yobaz, dini eline bayrak yapmıştır. Bir oyana bir bu yana sallar, rüzgar olmasa iyi üfler. Babası rahmetli de iyi üflerdi, arkadaşlarıyla bi üflediler Osmanlı söndü.
Laik yobaz, Atatürk’ü eline bayrak yapmıştır, yakasına, başına, koluna her yerine resmini asar. Hadi gel gidelim, yoksa memleket elden gidiyor desek, a bak şimdi aklıma geldi, bir konferans vardı ben oraya bi uzayım, der. Adama ‘BURSA NUTKU’ ne olacak dersin, aval aval bakar, Bursa nın nutku mu tutuldu dercesine ve tüyer.
Dinci yobaz, aslında kendi çapınca iyi biridir, ama zır cahil olduğundan ne anlatsan, tınnn diye ses verir. Yani boştur. Yeni gelen nesle bakmak lazım.
Laik yobaz, aslında kültürlüdür, hindir. Hatta bazıları hin oğlu hindir.Her şeyi onlar bilir, her şeyden anlarlar. Matematik, coğrafya, fen, kimya ne istersen. Sosyoloji, psikoloji, bazıları parapsikoloji. Bu para başka para, ama, gel sen onlara anlat.
Dinci yobaz, tüm şerefsizliklerini, din maskesi altında saklayarak, gerçek yüzünü hep gizler, amacına ulaşmak için, şeytanla bile işbirliği yapar. (Bkn. Amerika oturum alana.)
Laik yobaz, tüm aykırılıklarını gizlemek için Atatürk’ü kullanır. Atatürk ‘bağımsızlık benim karakterimdir’ derken, o tam tersini iddia eder, şusi yer, viski içer. Fikret Kızılok ağabeyimizin dediği gibi, mersedesle hacetine gider.
Dinci yobaz, yeşilden hoşlanır, ama bir ağaç bile dikmemiştir hayatı boyunca.
Laik yobaz, kırmızıdan hoşlanır. Bayrağın rengi diye değil. Kırmızı şarabı çok severde ondan. İçerken kendini Fransız sanır.
Dinci yobaz, gazete çıkarır, başlık atar din elden gidiyor diye. Giden din değil, yobazın uydurduğu safsatalardır. Kendisi dahil cehenneme kadar yolları vardır, açık olsun.
Laik yobaz da gazete çıkarır, başlık atar, laiklik elden gidiyor, diye. Giden yok gelen vardır, o da milletin uyanışıdır. Şimdi bu cümleyi kurduk ya, seyret veryansınları sen. Efendim ne ırkçılığımız kalır, ne bağnazlığımız ve belki de ayrımcılığa bile sokarlar bizi. Biz ne deriz sizce? Yemezler benim canım soroscu çocuklarım, yemezler.
Dinci yobaz, namaz kılarken, kiraya nasıl zam yaparım, diye düşünür. Acıması yoktur, ‘kul hakkıyla bana gelme’ derken Yaradanı, kul, mul tanımaz, soyar soğana çevirir milleti.
Laik yobaz, mitinglerde taşırken bayrağı, yoruldu mu yere serer, bi güzel uyku çeker al bayrağın üzerinde, gazını sala sala..
Dinci yobaz, haindir, gözlerine bakın anlarsınız. Göz göre göre yalan söyler, yüzü kızarmaz. Suratına tükürseniz, yağmur başladı. Ya Rabbi şükür der. Halbuki ormanı da yakan o, çocuğu da elleyen seven o!
Laik yobaz da haindir, onun da gözlerine bakın anlarsınız. O da göz göre göre yalan söyler, onun da yüzü kızarmaz. İşte onun suratına tüküremezsiniz, kültürlüdür, sizi yabancı bir mahkemeye verir.( Yabancı olsun da bo..tan olsun) Şikayeti aynen şöyle olur; bu yerel insan benim suratıma yerel bir sıvı zerketti, şikayetçiyim. Şimdi hayal edelim, hakim bizden olsa… Ne diyorduk, hakim bizden olsa ve dese ki; ey ahmak, o sıvı dediğin şey şerefli bir milletin tükürüğüdür. Sana o bile çok…Hayal ya...
Dinci yobazı, bir kilometre öteden tanırsın. Ördek gibi paytak yürürler, dersin ki, başta ki akbaba, arkadakiler onu niye takip eder? Deme! Çünkü, açıklaması yok. Biz bildiğimizden beri hep akbaba önde, ördekler arkada takiptedir. Sorsan onlara akbabayı, cennet kuşu sanır avanaklar. (Şeyhler-şıhlar mesela…)
Laik yobazı, bir kilometre değil, tam yanındayken bile seçemezsin. Hatta bazen kendinden bile sanırsın. Mitinglerde, gösterilerde hep seninledir. Bayrağı senden önce kapar, sesi senden çok çıkar. Vatan millet sakarya ondan sorulur. Ne zaman, haydi eylem zamanı dersin, işi çıkar, arasan da bulamazsın. O ara Şanzelize’de kahve içiyordur! (Türkçe yazdım ya küçümserler beni! …kenerları…) Rivayet böyle. Onların babaları Jöntürklerde hep aynı kahveye takılırdı zaten.
Dinci yobaz, adı üstünde yobazdır. Ne anlatsan ne desen kar etmez. Tek amacı vardır kâr etmek. Ahiret için yaşıyorum der, izin versen dört tane alır, sanırsam grupta yapar. Yakışır yobazıma. Osmanlı yı da grupla yıkmadılar mı? Kamasutra da neymiş?
Laik yobaz, adı üstünde o da yobazdır. Ona ne desen he der, haklısın der. Evet katılıyorum, memleket elden gidiyor der. Sevinirsin. Ne güzel dersin, sayımızda az değilmiş, dersin. Tam dava için zemin hazır olur, yola çıkılacaktır, şu erzakın ucundan da sen tut dersin, haydaaa, ara ki bulasın. Bu da iyidir gruplarda. Kimseyi tanımaz geceden kalan. O bar senin bu bar benim der, bi bakarsın bütün barların sahibi meğer o. Senin ki sadece tabureymiş…
Dinci yobaz, aynı yolun yolcusuyuz der, ekonomide uçar. Sen Trabzon a gidersin, o Washington a. Biz de ayrı gayrı yoktur der, o banka kurar sen çadır. Biz Allah ın naçiz zavallı kullarıyız der, sen oğluna defter alamazken, onun oğlu transatlantiğe biner.
Laik yobaz, aynı yolun yolcusuyuz demez. Birinci sınıfta, (first class) direk Washington a uçar. Bu yönünü severim. Onlarda ayrı gayrı vardır. Sen Tarabya da eğlenirsin, Etiler de kesmez onu, kimi Singapur da (çocukları severler) alır soluğu, kimi de enteldir, illa da piramitlerde verir soluğu.
Dinci yobaz, ne kadar zavallı ve tehlikeliyse, ey memleket.
Laik yobaz da en az onlar kadar tehlikelidir. Hatta daha tehlikelidir, çünkü bize yakın dururlar ve bizden biri gibi davranırlar. Takii iş başa düşünceye kadar. İşte o zaman tüyeceklerdir, ey memleket uyanık ol ne olur. Onlar kendilerine rahatlıkla Atatürk’çüyüz der, ama Kemalist’im diyebilenine rastlamadım daha. İşte bu yüzden ayrılında gelin, dünyanın en büyük devrimci düşünce sistematiği Kemalizm’de buluşalım…
Şimdi bazı kıt akıllılar çıkıp, bana şu soruyu sorarabilirler. Efendim siz laikliğe karşı mısınız?
Cevap veriyorum. He.. Nerden bildin?..
Cevabımın devamı: Be densiz ahmak, sen hiç bağımsızlık olmadan ayakta durabilen herhangi bir şey, bir değer gördün mü? Sen değil misin? Cumhuriyet mitinglerinde toplanan onca kalabalığın dikkatini dağıtıp, tam bağımsızlık dururken, ille de laiklik diye bağıran. Nedir laiklik? Tarif etsene bana. Nasıl bir şey ki bu, bağımsızlığın bile önünde yer alıyor. Sen hiç Atatürk ün ben laikim dediğini duydun mu? Ama laikti, O da benim gibi. Doğrusu ben O nun gibi olmalı aslında. Öyle zaten. Ama Ata dedi ki, ‘ bağımsızlık benim karakterimdir.’ Neden bu arka planda kaldı da sadece laiklik öne çıktı? İşte cevap, yukarıda ki yazı oluyor.
Ey Türk. Uyuma, kendini koru. Dinci yobazlardan haberin var. Asıl tehlike sendenmiş gibi görünen laik yobazlardır… Unutma sakın…
Bu ülke; Mustafa Kemal in kurduğu bir ülke olarak, önce tam bağımsız beraberinde laiktir. Yani, temel olan bağımsızlıktır, laiklik ise, gerek olandır. Biz tarihte varolduğumuzdan beri bu dinci yobazlarla uğraşır dururuz. Biz devletleri kurarız, bu avareler ne yapar ne eder yıkarlar. Yani diyeceğim o ki, biz bu tayfayı iyi tanırız. Ama ötekiler?.. Ha onlar son 150 yıldır türedi.
Laik yobazlar. İşte yeni düşman onlar, iyi tanıyın. Hepsi AB cidir, ABD cidir. Hepsi modern giyinir, beyinleri devşirilmiştir. Bölücülüğü de onlar yapar. Yapma dediğinde, bi anda seni bölücü ilan ederler. Kürtle oturup yemek bile yemezler, çok severler ama... Hepimiz Türk’üz dediğinde, sen ne diyon? Derler. Hepimiz Ermeniyiz diye bağırdıklarında, onlardan medeni yokmuş sanırlar…
Bu yazı; Mustafa Kemal’in 6 okundan sadece laikliği öne çıkartıp, diğerlerini çok da önemli değilmişçesine arka plana itenlere ithaf edilmiştir. Bu yazı için hazırlanmış olan çizelgeyi iyi incelediğinizde aslında her şeyin ne kadar da iç içe girdiğini göreceksiniz. Deniz’ler 6. filoyu taşlarken, kendilerine Türk milliyetçisi diyenlerinde onları taşlamasının acı gerçeği burada yatmaktadır... Hiçbir gerçek Atatürkçü (Kemalist) AB üyeliğini savunmaz, en azından bunu bilerek bir şeyleri savunun. Nasıl ki bir kişi hem Müslüman, hem ateist olamaz, gerçek bir Atatürkçü de AB ci olamaz…
Çağdaşlığın adresi Avrupa değildir. Avrupa; sömürgeciliğin, soykırımların, karanlık çağların ve engisizyonların adresidir. Avrupa ve dolayısıyla ABD; Irak’da ki 1.5 milyon insanın katilidir. Onlar Kızılderili soyunu kurutanların soyudur. Ve onlar; sömürgeci kapitalist düzenin demokrat şövalyeleridir! Ulusçuluğun düşmanı, etnisitenin dostudurlar, çünkü onlar; böl-parçala-yönet senaryosunun hem senaristi, hem aktörüdürler. AB ve ABD işbirlikçileri ve ya yumuşatarak söyleyelim AB ve ABD hayranları Atatürkçü dolayısıyla Kemalist olamazlar. Maddenin doğasına aykırı bir durumdur bu. Çünkü Kemalist devrim AB ye karşı yapılmıştır, dolayısıyla da ABD karşıtıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözüyle noktayı koyalım…
‘Egemenlik hiçbir mana, hiçbir renkte ve hiçbir rehberlikte ortak kabul etmez.’
Bazı ‘sivil toplum kuruluşu’ olduğunu iddia edenlere duyurulur. Ne için? Şunun için: İyi işler yapabilirsiniz, hümanist ve fazlaca duyarlıda olabilirsiniz, ki o sizin kuruntunuz, ama Kemalist olamazsınız. Neden? Çünkü Kemalist olmak için önce devrimci sonra da anti-emperyalist olmak gerekir. Yani, Kıbrıs referandumunda, ‘Biz çağdaşlar olarak Denktaş’ı değil, Annan’ı destekliyoruz.’ Diyorsanız, siz Atatürkçü dolayısıyla Kemalist olamazsınız. Zaten Kemalist’iz diye bir iddianız da yok… Ama Atatürkçü de değilsiniz, bunu anlayın artık…
‘Ulusal onurumuzu ve kutsal bildiğimiz her şeyi yabancıların çiğnediği bir vatanda yaşamaktansa ölmeyi yeğlerim.’ M.K. ATATÜRK
Cem YAĞCIOĞLU
http://www.edebiyatgazetesi.com/haber/haber_detay.asp?haberID=154
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır